Tiyatro

JFIF;CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), quality = 82 C    !'"#%%%),($+!$%$C   $$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$" }!1AQa"q2#BR$3br %&'()*456789:CDEFGHIJSTUVWXYZcdefghijstuvwxyz w!1AQaq"2B #3Rbr $4%&'()*56789:CDEFGHIJSTUVWXYZcdefghijstuvwxyz ?v~i֠kN^J_ ߆_ yZwVaQIvdY+B~JpV(\)ڊujWkV?2+\Tq5ި_ ~Ѵ^Kx),ׁR^ o>-oEw U_t'MkBk,uF?J*yOf>ui#+lx {ڱ_ݟP~iiҳ/\6{ }3ֲ+cK+Z82z~+ogXՍ bzYmXU7zKWZ<)zYgM E]iԶˤY>ϾR\:T;ir1ֵKI!giҾ<#lVZQ#>_bDt;{H!:1y#RL uyNPadi? t}+e3ּT2[`m Q<:suV>EʻڛI0(ܩbAziBl[5SgKd-.ҹ~3&/8U8r1[Mpِ~kj=ҦWuoi鑩#ib;g ٬z 1ފR~aB.NR-Q_Xk_FgouM.WUYуۆ~~-bk[u+G$g-`B *-BD<ă½-vp=edbG"7AGʬq^EOsH 6\:J:zfi&5 KO#ۉk۲]BJ9ҕB'8rZv>Z'qW}䙬|Rx~X- fGpA5֩yhViW5qP\~ մaz3?k|+/"E-QƢ?r~+͚ZIu[Ncivז–Bv/ױR.qTR>پH,-p8LWkcg#𤴟ɪƻ-E )\Nx?Һ f@[mDZ++ 91I[++.Dס^s+H?~*=kBؿKnVm[Sg  =V)(SZ/CR_s.n7$#}8ڄG#$A1FHy%#~r+G}[X.%X/e/ W*wzɸ6U'j8qQ==TɫAk#ͯ>%_VvQt+gAw&Q y]]Ͷ!E2 & ~BӤOv*ⰶBz/{dd|>yAwfc5eḴ/0Mg~!$5Jigұog?r4}VqՌ/xԛ斝l'M}fOδ yi-RGyJ&tТL.UJ$uOWQR&{-JP* ѕs~3Z:֌ajFM4eVMA>{$?*~J߆}z<#4o3b?ݵ:3|[4^-u\9G ta|MeQ1j\G'8z*t#79 Z_[9W zkܴ;pkՑU$Eqzh'\ZSiقU^nt}[CVDe`O.Y?C_ҼIC}u؜nqáswKסڳ;ҋAчLWdJrGdj6*->xsU[41\($*HGc<Фi%UE{o)xtTa7;M->}VpьךZk ȲHŔq͐?B?*h:<i=}- H)_1+?'exƕ=^f<yo.>-!Ἀia-ž,Wd>\ё -5S^]b^;S+m?e3 ص_K}<][7V5;MWL[+Zp$1 |ʁ/%֨vN_i I&޿PM/NU|DDT#W_Lu16L@kͬ.+$Rȿ* 1j1A[+-U܏ `7kEv2ǗV=~{kyVdnAVyϊu{"h^s\ݥN~w-ܤ=Iu5Ă_lan#QRekZHƞte̿ 0=29:钟v?b1YSj-bJ<+O}! ~cV6['ONЀ3OV˩*3),x*9N;4mh`d<;STӞw+87E0a) t^w[CHF!xc=fl˕]FvK sBHT1GZ& "omA -PžI[ǡ*tی<–R]bs嶧_OOψNGV??֓Vjfk-%{f;2?&7ekqi0cÃ_֝w ^^,~bktSXM,bFBپf8u[Ͷoru=0kwRNi5/F>W֧]'BRoGsv9'. j2eC} ]r~^Z-60ht{O?nr3R);%ᎨѺ?˯Z`iHM.zֲf$.N^Z$O81AlEhE Lk BRw/h֧E[ԂWڂhL1$cTiZ4mɽT@۳u/k2P.tI5WYtPӦ2Bp$G+֨w V\g8/'y $,pA~ޡ]oM+.Q]!h U}w?ê3i[aNnkJpS!? WA\M"CD`NP{ֶ͎Ϧy?yRݜ/h4<Y4e|}{ 4.}|mfU/tNA; n$IT8wtjJ?eXʽI9uG?,uLy.>UFq|1kn6-HxsYUaDnI9ZpZy]:V+[Fk̥ZhW얂lg9'I[I" v0@K14r$F}?"] Nm y1هeN, ):u]Wzj,Jd==WgK)ݾểko)ɶszW/{]OIFTJǯ^Sr7'Uʩ Sћ4X>D#f/Mu+!no3M+i/,{a޹?O~yҩ;CEB[dž^uܻ7滛 M' Uyv#xZ΂LҔ#2xlb#*M [@-bd$ <\tm-@~\^ܻ֕n-kFz5lsJz%r|Wy~E΢n (])=)OEvXQ_N{?ǵwB88o]]|- ˆj>t.Qr[O],Uq5gJZg`-gH\yb;*cj6Ŗk5*gP=*է<]#\5d^ܖ?J?qVS⢤)Rwf1ҳ4J m-ՅsPqz4gq>i+^iob岫}=qX> ݹYvR<]kO[I,''3 hvٝZ8[Xn_PȚ[JG'rFB_ |=sO5U'1=r_lёs_^G zWCI榉 #_]@? M++{,82!k8#^ RUɫ_K9ڶ]r[\^Xw#)cdF9ea~VWkڶZ9 G dv#ߏƷ#|?N \]1Hа'?tVT6\hIz (zW{}+vF-Sf;W[iw7VG8\ֱ4ݼҹ[Ò;(4G=L2~;_vZ)b OQXh_t+EM68]~A&ҸoK,絭U<:yF-:w $̄?RN}͖D9ӮỴgx_z:=ڼ-⸼OhFmk7J"'ȱ}%t`H~7J4lj݋m|sս+w:!3$cf8>W6{zr^W}>$͏~X !ɏ ]]/LU^Uޮ)|y=ۯ?QQ_'ێuij 4?[u,NHU};Eo^W^\IsU`*Љ03!^oZ?munu~[+ ҽ9Tc:ߙRNG϶ [9 #qA ,>SOerTUzbML1to]#o;k oRK ! g_ErQd&5M ω+74%xzc˛-Zv%rv竷ҧW89\ֱq-`;?wMmp&Bǣg`uPޕܬ j\E>u>V.?73Z|7Sק@ލ+~"mҵ-FS-u&D;1_=nYFp^ɤd3j#A[?nU?IxVMя3 ƻQxsqɥj!IUN]DvmH i wx+~F׿9ҕ_f(tH?#Ҡ6K ׾T(>!%*#r>Q1!OlYkmo]nLmԂGִSyֵd5h:^ItGl >SY"VnܞA>5n]OJOj̸#׈xƲk3͖竟Aua0+GnS\JNgƞ)I'._;p1?pstN;s:Q=(6ܜ xKiᥲ΁<^yI&'Oٷe{FNЭnk|uTvp߅)jS1.όՀ |q,:M`voaHUVu3ʦQwMk|UuLIji7xT? hhK멁3ʤg tkTm Tt6ZsJ=|-9IVkȨÑ:ɬqFֺ?d>/Pr'Qzͫ1}Su*t`֏k}̪B2cGw2w^ʖKs^Y*M.c(O3YQi6ޏyrr"!]F$<ʵ\=ڱ=~b{-/$bRwVkм]9BMdyَG]L5=s?'W,&"ҒD¼yyni7ŷHTOYaSӵ=__QSe0~UEwD0x*Ҋ)1#Rb:F_ʬƈ Voih = VRTJs*3QElE#STiyatro

 

 

Tiyatro,bir sahne sanatıdır . Tiyatro eseri , olayları oluş halinde gösterir . Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir .

Bir sahnede , seyirciler önünde oyuncuların temsil etmesi amacıyla yazılmış edebi eserdir . Yunanca “theatron”dan doğmuştur . Temsil yeri ve eser , tiyatronun edebiyat öğesidir . Bu edebiyat öğesi yanında tiyatro kavramı içinde oyunculuk , sahne düzeni , ışıklandırma , dekor , kostüm , müzik , dans gibi unsurları da katmak gerekir .

Tiyatronun diğer edebi eserlerden en önemli farkı; diğer edebi eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken , bunun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır . Değer ölçülerini , okuyanın kanaat ve anlayışlarından alır . Göze görünür bir karaktere sahip olması , canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitap eder .

Bir tiyatro eserinde eseri yazan kişi veya kişilere ”müellif” , yazili bir metin veya dile getirilmesi oyunculara bırakılmış tasarıya”eser” , oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” denilir ve bu üç varlık kesinlikle bulunur . Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan yönetici , dekoratör , ışıkçı , suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır .

Bir tiyatro eserinde;konu , kişiler , çevre , zaman , üslup, amaç gibi altı unsur vardır . Tiyatroda sosyal hayatın ve insan karakterlerinin tahlil ve tenkitleri yapılır . Tiyatroda en önemli hususlardan biri dildir . Fazla ağır olmaması , konuşma diline benzemesi istenir . Böylece ince fikirlerin ve esprilerin seyirci tarafından kolayca kavranması sağlanmış olur .

 

Tiyatro, bütün sanatların birleşimidir. Bunun için de ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmesi gereken beş temel alanı vardır:

Yapıt, oyuncular, tasarımcılar, yöntem ve seyirciler… Yüzyıllar boyu güzel sanatlar kapsamı içinde dans, müzik, şiir ve yazın, yontu, resim ve mimarlık ele alınmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından bu yana tiyatro alanında olan gelişmeler ve özellikle uygulama alanındaki atılımlar yukarıdaki listeye bir yenisini ekledi:

Tiyatro… Oysa eskiden tiyatro, yazının bir dalı olarak düşünülürdü. Bunun böyle olmadığı, yani tiyatronun yazının bir dalı değil de, başlı başına bir sanat dalı olduğu sonunda anlaşıldı. Zaten tiyatro sanatına şöyle dikkatlice bir bakarsak, bütün sanatları kullanan ve bunları uyumlu birleşime götüren tek sanat olduğunu izleriz. Dansın gövdesel hareketleri ve anlatımları, müziğin tartımı, melodisi ve uyumsal bütünlüğü, yazının ölçüleri ve sözcükleri, plastik sanatların çizgi, biçim, yığın ve renk uyumları tiyatro dediğimiz olgunun tamamlanmasında yer alır.

Tiyatronun güç kaynakları resim, müzik, yazın sinema, fotoğraf, mimarlık, yontu, dans, vb. gibi sanat, toplu bilim, ruh bilim, tarih, felsefe, dil, halk bilim gibi bilim, dekor, giysi, ışıklama, oyunculuk vb. gibi teknik dallardır. Bütün bunların tamamlanmış bir tiyatronun gösterisinde tiyatro tarafından özümlenebilmesi için bir bütünlük, gerekli vurgular, tartımlar, dengeler, oranlamalar, uyum ve çekicilik içinde birleştirilmiş olmaları zorunludur. Bunun için, tiyatro, yazından farklıdır.

Tiyatro yapıtı, yazın kurallarından apayrı, kendine özgü kuralları ve nitelikleri olan bir yaratıdır. Metin , tiyatronun yalnızca bir parçasıdır. Tiyatro metinsiz de var olabilir. Tiyatronun başlangıcında yazı değil, hareket vardır. Ancak metin, tiyatro olgusu içinde önemli bir öğedir. Tiyatro, metni aşarak ama yine de ona dayanarak, oyuna birtakım bağımsız, yaratıcı öğeleri getirir, söze can katar, sözü bir görünüşe, düşünceyi bir eyleme sokar. Kısacası, tiyatro yazının değil; yazın, tiyatronun bir parçasıdır.

Tiyatral yapıt, daha doğarken yazınsal yapıttan ayrılır. Her şeyden önce, sözcük biçimleri saptanmış yazın, tek kişinin yaratıcılığına dayanır. Tiyatro ise birliktelik başarısı ile ortaya çıkabilir; çünkü birçok gücün birlikte, uyumlu yaratısına bağlıdır. Oyun yazarının, dramaturgun, yönetmenin, tasarımcıların (dekor, giysi, ışıklama, vb.) oyuncuların, dansçıların, bestecilerin, çalgıcıların, sahne teknisyenlerinin, suflörlerin, çağırıcıların ve daha bir çoklarının hep birlikte, uyumlu ve dikkatli çalışmaları ile tiyatro gerçekleşebilir. Ancak bu birliktelik de yeterli değildir; tiyatronun varolması için seyirci gereklidir. Tiyatronun anlamı seyirci ile ortaya çıkar; çünkü tiyatronun yaşaması, sahneden seyirciye, seyirciden sahneye olan kan dolaşımına bağlıdır. Bunun içinde, seyirci topluluğunun yapısı, sahneye koyuş biçimi ve oyuncuların özellikleri oranında önem kazanır.

Kısacası, tiyatro yapıtı, yaratıcı özelliği, her oynanışta yeniden oluşan, çoğu kez de hiç yazınsal olmayan kaynaklardan gelen çeşitli güçlerin iç içe dokunmasıyla kazanır. Bir de bunlara, her çağda başka türlü yorumlanabilmesine karşın, yine aynı kalan yazınsal metinle, her çağda değişen tiyatral metin arasında temel ilkelerden gelen ayrım eklenebilir.

Tiyatro, yazından çok arkeolojinin yöntemlerine benzerlik gösterir. Örneğin, tiyatro araştırmaları (yazından çok başka bir yolda) bir çok çizgiyi bir araya getirerek, isterse binlerce yıl öncesinden olsun, tümünde,düşünceyi, üslup tarihini, tekniğini, toplumsal sonuçları çıkarabilmek için canlandırmak zorundadır.

Söz gelimi, dekor yorumu, söz yorumu kadar önemlidir. Dekor ise, maske sanatını, hareketlerin simgelerini, giysi özelliklerine olan ilişkiyi, ışıklamanın büyüsünü ve sahne etmenlerini kapsayacak biçimde hazırlanmalıdır. Yazın alanının değerlendirme ölçütleri ile tiyatronun ölçütleri arasında önemli bir ayrım vardır.

Yazınsal bir yapıtın değerlendirilmesinde verilen yargıda zaman aşımı en önemli ölçüttür. Yüzyılları aşarak gelen bir yazınsal yapıtın etki gücü bu değerlendirmede önemlidir; bunun için, göreceli de olsa, o yapıtın yazın açısından yetkin olması gerekir. Oysa bu bir sahne yapıtını değerlendirmede söz konusu değildir. Tiyatroda metin yalnızca ateşleyici bir öğedir. Tiyatro sanatını değerlendirebilmek için yalnızca metin dili değil, yaratıcı bir oyun düzeninin, dekorun, giysinin, ışıklamanın ve benzerlerinin dili de önem kazanır. Bu saydıklarımızın değer ölçütleri ise birbirinden değişiktir.

Bir sahne yapıtı, yazın tarihçisinin ya da incelemecisinin güzel duyusal ölçütleri açısından değerli bulunmayabilir, ama aynı yapıt, tiyatro incelemecileri tarafından, tiyatro tarihi ve getirdiği katkı açısından ya da sahneye konuş yönünden ya da oyunculuk sanatında önemli bir yapı değişikliğine olanak tanıdığından değeri çok büyük olarak saptanabilir. Buna bir örnek Musahipzade Celal’ in oyunlarıdır. Bunlar yazınsal değerlendirmede “hafif “ ya da “değersiz” görülmesine karşılık, tiyatro incelemeleri açısından “ilginç birer model” olarak ele alınmıştır.

 

 

Yandex.Metrica